LALELER

 

Merhaba değerli okuyucular.

Bugün salon bitkileri serimize ekleyeceğimiz bitki, hepinizin rengârenk çiçekleriyle tanıdığı, bir devire ismini vermiş olan; Lale.

Lale, Romalıların ve Bizanslıların fark etmekte fazlasıyla geç kaldığı, Selçukluların ise bahçelerinde sürekli yetiştirdiği bir bitkiydi. Ancak bizdeki serüveni Osmanlı’da 16. yy’de Kanuni Sultan Süleyman döneminde başlamış ve hayli yaygınlaşmıştır. Tabi bu geniş çaplı yayılımda Kanuni’nin payı oldukça büyüktür. O dönemlerde kısa ve çiçekleri çok da güzel olmayan bu laleler, melezleme ve seleksiyon ile İstanbul’a özgü çeşitlere evirilmiş, oldukça güzel renkli, gösterişli, bodur olmayan çiçekler elde edilmiş ve fark edilmeden bir devire ismini veren lale çılgınlığı başlatılmıştır.

Efendiiim; Pamir, Hindikuşu ve Tanrı Dağları anavatanlı olduğu düşünülen, Geçmişten günümüze bakacak olursak; lalenin Orta Asya’dan göç eden Türkler sayesinde Anadolu’ya ve Avrupa’ya yayıldığı tahminine katılmamız yanlış olmayacaktır.

Öncelikle lale konusunda doğru bilinen bir yanlışa değinerek başlamak istiyorum. Laleler görüntüleri, yapıları nedeniyle salon bitkisi olarak düşünülse de aslında laleler rüzgârı seven, bolca ışık isteyen, kar ve yağmura maruz kalsa dahi zarar görmeyen tam bir dış mekan bitkisidir. Bu nedenledir ki saksıda bile yetiştiriyorsanız saksınızı mutlaka dışarıda bir yerde konumlandırmalısınız.

Bu bilgiyi de verdikten sonra lale soğanlarının dikimine geçebiliriz sanırım. Lale soğanlarını sonbaharda, açıkta yetiştirecekseniz yaklaşık 20 cm derinliğe, saksıda yetiştirecekseniz 10 cm derinliğe dikmeniz yeterli olacaktır.

Laleler doğrudan güneş ışığına ihtiyaç duyan bitkilerden değillerdir ta ki kış aylarının sonuna ilkbahar aylarının başlangıç dönemi gelinceye kadar. Dış mekanda olmaları, direkt havayı almaları onlar için yeterli bir ortamdır. Ancak şubat sonunda güneş ışığına ihtiyaç duymaya başlayacaklardır, bu dönemde saksınızı güneş alan bir yere almanız daha uygun bir ortam oluşturacaktır. Lalelerinizi diktikten sonra mutlaka sulamalısınız.

Laleler aslında yetiştiriciliği oldukça kolay olan bir bitki türüdür. Çok kolay çiçek açarlar. Güzelliklerini, baktıkça içinizde çiçekler açtıracak rengârenk çiçeklerini asla esirgemezler. Eğer lalenizi beslemek istiyorsanız çiçek açmaya başladığı dönemde çiçek besini (haşlanmış yumurta suyu, maden suyu ve kahve gibi takviyeler) veya gübre şerbeti (çeşitli yanmış gübrelerin belirli oranlarda su ile karıştırılarak hazırlanan karışım) verebilirsiniz. Eğer gübrelemek istiyorsanız çiçek açmadan birkaç hafta önce gübre verebilirsiniz.

Laleler çiçek açtıktan sonraki birkaç haftalık süreçte kurumaya başlar. Peki kuruyan laleleri ne yapacağız?

İklimine göre değişmekle beraber laleler için en uygun çoğaltma zamanlarının nisan-mayıs ayları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Eğer lale soğanlarının içinde bulunduğu saksı toprağında kurumayacağına inanıyorsanız, sökmenize gerek yoktur. Ancak kuruma ihtimalinden korkuyorsanız, soğanları söküp iyice kuruttuktan sonra bez bir torba içine koyarak sonbahara kadar muhafaza edebilirsiniz.

Lalelerde en kolay çoğaltma yöntemi de köklerinden ayırarak yapılan çoğaltmadır. Çünkü hem garantili bir çoğaltma yöntemidir hem de her ortamda gerçekleştirebileceğiniz bir işlemdir.

Sonbahara ulaştığınızda ise işlemleri baştan alarak gönül rahatlığıyla lalelerinizle evinizi süslemeye, ufkunuzu açmaya, renk cümbüşünü doyasıya seyreylemeye devam edebilirsiniz.

Sevgilerle…

YAZAR : FATİME CEMALOĞLU

NOT : Yazı sorumluluğu yazara aittir.Soru ve görüşleriniz için yazarın instagram hesabına yazınız.

YAZAR İNSTAGRAM SAYFASI İÇİN TIKLAYIN

CEVRİMİCİCİFTCİ.COM İNSTAGRAM SAYFASI İÇİN TIKLAYIN

 

Check Also

ZİRAAT MÜHENDİSİ MERVE GÜLİSTAN AYDIN İLE RÖPORTAJIMIZ

Seminerlerden çiftliğe,toplantı odasına kadar kadın ziraat mühendisleri,daha iyi bir üretim hazırlamak için çalışıyorlar.Bu görevlerinde onları …