ATALARIMIZIN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ VE YAŞAM KOŞULLARININ BİZE ETKİSİ

EPİGENETİK: KALITIMIN GENLER ÜSTÜ BOYUTU

Hepimiz biliyoruz ki DNA bizim genetik bilgimizin kodlandığı yer. Tüm özelliklerimizin, hastalıklarımızın davranışlarımızın sırrı DNA’da gizlidir. Fakat bir etken daha var çoğumuzun bilmediği ama aslında DNA kadar çarpıcı ve önemli:EPİGENETİK.  Yani “genler üstü genetik”

DNA’nın yapısında veya diziliminde herhangi bir değişiklik olmaksızın DNA’da kodlu olan genetik bilginin açığa çıkmasında meydana gelen değişikliklerdir. Örnek olarak:

Bahri KARAÇAY (bilim insanı, müzisyen ve yazar), tek yumurta ikizi kız çocukları dünyaya geldiğinde onları incelemiş ve bazı farklılıklar gözlemlemiştir. Aylin ve Elif tek yumurta ikizleridir, yani anne karnında  tek bir plasenta  içinde beraber yaşamışlardır. Genetik kodları tıpatıp aynı ve bu yüzden de fenotipleri ( dış görünüş) aynıdır. “İkizler doğduklarından itibaren hep aynı şeyleri yapıyor aynı yiyeceklerle besleniyor yani çevre koşulları aynıydı fakat ilk soğuk algınlığı geçirdiklerinde, aynı virüsü kapmalarına rağmen hastalığın seyri ve süresi farklılık gösterdi. Aylin hastalığı daha kısa sürede  atlatmış ve hafif geçirmiştir ama Elif hem daha uzun hem de daha şiddetli geçirmiştir. Ayrıca kişilik özelliklerinin de farklı olduğu gözlemlenmiştir. Elif daha dışa dönük,Aylin ise içine kapanık biridir. Hem DNA’ları hem de yaşadıkları ve ikizlere etki eden çevre şartları aynıyken bu farklılıkların sebebi nedir?”  diye düşünen Bahri KARAÇAY,  genlerin çalışma şeklinin farklı olduğunu buldu. Yani genler aynı olsa da çalışma şekli ikizleri etkilemişti.

Resim kaynak : http://genetikveepigenetik.blogspot.com/2013/03/kaltmn-yeni-boyutuepigenetik.html

Hücrelerin DNA sekansı  (dizisi) aynıdır fakat protein sentezlenmesi sırasında gerçekleşen replikasyon, transkripsiyon ve translasyon aşamalarının zamanı, yeri ve süresi farklılık gösterir.  Bu genlerin çalışması ise farklı kombinasyonları ve hücre tiplerini ortaya çıkartır,örneğin karaciğer ve beyin aynı DNA sekanslarına sahip olsalar da şekil ve görev bakımından farklılık göstermektedir. Bunun nedeni hücre tipine göre bazı genlerin suskun kalması bazı genlerin çalışıyor olmasıdır. Epigenetik mekanizmalar arasında en çok bilinenleri RNA ile gen ifadesinin kontrolü, DNA metilasyonu ve histon modifikasyonudur.Bu yöntemlerle gen baskılanabilir embriyoda gen aktivasyon ve inaktivasyonu,erişkinlerde hücre yenilenmesi gibi epigenetik olaylarda rol oynamaktadır.

   Dünya da yapılan diğer araştırmalar sonucunda (Jurte ve Dolinoy projesi) yediğimiz yiyeceklerin hatta anne babamızdan tutun da büyükanne ve büyükbabamızın yediği yiyeceklerin bizim şu anda çalışan genlerimizi etkiledi ortaya çıktı. Yediklerimiz genlerimizin çalışma şeklini etkiliyorsa diyet programlarıyla genlerimizin daha sağlıklı çalışmasını etkileyebiliriz. Yalnızca fiziksel olarak değil de duygu ve düşüncelerimiz de bu konuya dahildir. Örneğin pozitif olan bireylerin kanseri daha kolay yendiği,negatif ve karamsar düşünen bireylerin kanseri yenememesinin sebebi bağışıklık sistemimizin çalışma şeklidir. Karamsar düşününce ve depresifleşince bağışıklık sistemimiz, tüm gücü ve potansiyeliyle çalışamaz.

 2006 yılında yapılan bir araştırmada annesinden yeterince ilgi gören sevgi şefkat duygusunu hissedip, iyi bakılan kobay farelerin büyüdüklerinde daha sakin oldukları, çevrelerine daha kolay uyum sağladıklarını ve kendilerinin de anneleri gibi çocuklarına yeterince ilgi gösterdiği gözlenildi. Fakat bunun tam tersi yeterince ilgi görmeyen kobay farenin stres hormonlarının düzeyinin normalden çok daha yüksek olduğu bulundu. Bu farklılık stres hormonlarının üretiminde rol oynayan genlerin çalışma şeklini etkilemiş, bu da önce yavruların beyninde sonra da kişiliklerinde kalıcı değişiklikleri ortaya çıkarmıştır.

 

Çok fazla yağlı ve zararlı beslenen bireylerde oluşan obezite rahatsızlığı ya da kanser ve kardiyovasküler rahatsızlıklar, gelecek nesillerinin bu hastalıklara yakalanma yatkınlığını arttırmaktadır.  Sonuç olarak DNA’mızın yapısını değiştiremiyoruz ama çalışmasını etkileyebiliyoruz. “Ne ekersen onu biçersin” atasözümüz tam olarak bu duruma uyuyor.Şu an ki yediğimiz yiyecekler içtiğimiz içecekler ve daha bir çok alışkanlığımız, davranışımız  gelecek nesillerimizi yaşam biçimini, sağlıklı olmalarını ve kişiliklerini etkiliyor.O yüzden ömrünüzün uzunluğunu değiştirebilir sağlıklı beslenerek ve pozitif düşünerek daha iyi yaşam koşullarında yaşayabilirsiniz. Bunu değiştirmek sizin elinizde! Kendiniz ve gelecek nesilleriniz için sizlere sağlıklı günler dilerim.

YAZAR : GÜLAN ATA, TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ

YAZAR İNSTAGRAM ADRESİ İÇİN TIKLAYIN

CEVRİMİCİCİFTCİ.COM İNSTAGRAM ADRESİ İÇİN TIKLAYIN

Check Also

ZİRAAT MÜHENDİSİ MERVE GÜLİSTAN AYDIN İLE RÖPORTAJIMIZ

Seminerlerden çiftliğe,toplantı odasına kadar kadın ziraat mühendisleri,daha iyi bir üretim hazırlamak için çalışıyorlar.Bu görevlerinde onları …