GENÇ ÜRETİCİLERİMİZİN SOSYOPSİKOLOJİSİ

YAZAR : Harun KAYACI, Zootekni

Merhabalar değerli okuyucular bu yazımda güzel ülkemizin genç üreticilerimizin sesi olmaya ve genç üret, bilinçli üret sloganının hayatımızdaki önemini dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.

Dostlar ben Harun KAYACI Selçuk üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni 3.sınıf öğrencisiyim. Önceki yazlarımda da belirttiğim gibi hayvancılık için öğrenilmesi, araştırılıp aktarılması gereken ve eski usulün yerine genç dinamik enerjilerle, gelecek adına sağlam temeller kurulmasını savunan ve savunduğum görüşü kendime dava edinenlerdenim.

Eğitim durumu, cinsiyeti, yaşı ne olursa olsun ülkemizin her bölgesinde tarıma, hayvancılığa canı gönülden bağlanan, hedeflerini, hayallerini ve fedakarlıklarını bu toprak için veda eden, alnında ter olmadan kazandığı parayı benliğine kabul ettiremeyen gönlü güzel kardeşlerim, ablalarım ve   abilerim var. Hepinize kocaman selamlarımı iletiyorum.

Resimde genç üreticimiz Hasan Hüseyin Yıldırım,

Ülkemizde üretimde, beslemede, yetiştirmede veya diğer konularda genç üreticilerimiz araştırarak, sosyal medya hesaplarını takip ederek, yeni kişilerle tanışarak, tecrübe ede ede istemese de artık o işin ehli olarak kendini daha güzel yerlerde görmeye çalışıyor. Kendini geliştirme konusu her ne kadar araştırmakla, okumakla, sohbetlerle de olsa, kimsenin öneminin farkına varmadığı “psikoloji” arka planda. Neden mi? Gelin birlikte bakalım:

Genç girişimci olmak, üretmek, yeni nesile ilham olmak, motivasyon kaynağı olmak bütün zorluklara rağmen zorlukları severek yapmak, sevgi ile yapmak, aşk ile yapmak, zorlukları yolunda birer engel olarak gören, engelleri ise tecrübeleri bilen bunu anlatmak için gözlerinde yıldızlar parlayan o üreticilerimiz neden mutsuz?

Köyünde, yaylasında yada ilçesinde yaşayan üreten genç kardeşlerim, sosyal statü olarak değer görmüyor her ne kadar öyle görmeye kimsenin hakkı olmasa da. Üreticimiz güzel bir gelire sahip olsa da, peynirini, yoğurdunu, sütünü,  yumurtasını en doğal şekilde alsa da, psikolojik olarak kendini tatmin edemiyor. Neden? Çünkü kendin üret, kendin tüket şiarı benliğine işlemeyen bazı insanlar tarafından dışlandığını düşünerek kendinden soğumaya, işini sevmemeye başlıyor. Psikoloji iyi olmadan üretmenin de yaşamanın da hiçbir tadı tuzu kalmıyor. Sen köydesin, sen yayladasın yada senin hayvanın var, sen bilmezsin algısı sürüyor. Ancak unutulmamalı ki asıl hayatı onlar görüyor, onlar biliyor ve  hayvancılığın en ince detaylarını, en güncel konularını genç üreticilerimizle paylaşacağız en güncel konular hakkında toplantılar, seminerler yapacağız. Bu psikoloji kaldırılamaz hale geldiğinde ise artık şehirde asgari ücretli işe bakmaya başlıyor. Köylerimizde genç kadrolar  sıfıra yaklaşmaya başladı. Orta yaş kesimi ise kendini yeniliğe, teknolojiye kapattığı için iş gücü en üst düzeyde ve haliyle yıllarla birlikte çiftçilere yorgunluk bıkkınlık getiriyor. Genç üretim tarım ve hayvancılığın en önemli, en sağlam temellerini oluşturduğunu bir kez değil belki ömrüm boyunca da yazsam, anlatsam da “kendini devlete ver kurtul, şehire git hayatını kurtar, okuyup da hayvancılık mı yapacaksın, belirli bir gelirin olsun, şu kadar maaş olmazsa kızımı vermem” sözleri tüm genç kardeşlerimin kabusu olmuştur.

“Okuyup da  hayvancılık mı yapacaksın” diyenlere ve bizi masabaşı işlere teşvik edenlere bunun vebalini nasıl ödeyeceklerini sormak istiyorum. Tıp Fakültesini bitir ama kendine ait bir binada, kendine ait bir masada sabahtan akşama kadar otur demek değil mi? Ya da biz ithal etler, ithal buğdaylar yiyelim ama sen sırtını devlete yasla. Sahi bu devlet kimdir? Devlet, içimizdeki girişimci ruhumuzdur. Devlet kimsenin para babası değildir. Rızka Allah kefilken bu neyin endişesidir?

Sosyal medya üzerinden birçok genç üreticilerimiz ile hasbihal ettik. O kadar samimi, o kadar içten, insanların dertlerini en iyi anlayan insanlardan biri olarak çok üzülüyorum. Gençlerin psikolojisini saçma sapan söylemlerle doldur, çocuğuna vermen gereken ilgiyi, söylemen gereken övgüyü kabire götürecek gibi öz oğlundan saklamak yerine sen yapabilirsin, sen yaparsan güzel olur, biz senin arkandayız gibi söylemlerle destek olmalısınız. Başta aile peşinden akrabaların devam ettiği genç üreticilerimizin feryadı inanın bu dünyaya sığmaz. Bir el aradıkları, anlayacak, destekleyecek bir omuz aradıkları gözlerinden, sözlerinden o kadar anlaşılıyor ki… Biz ise devam diyoruz aşağılamaya küçümsemeye… Lütfen genç üreticilerimizi kırmayın, bırakın besleme, yetiştirme konularını bu gün olmazsa yarın bir şekilde öğrenip, onların yanında olan ve hayallerini, hedeflerini, ideallerini büyük şehir gibi küçük ufuklar uğruna harcamalarına öncülük etmeyin, çünkü onlar ülkemiz geleceğinin parlayan yıldızları ve sağlıklı yaşamımız için bütün fedakarlığı yüreğinde hisseden, kalbinde toprak sevdası olan dava insanlarıdır. Onlar para kazanmanın ne olduğunu bilen, alınterini bilen, seher vaktini, akşamını, sabahını bilen, kimsenin malında gözü olmayan değerli insanlardır.

Harun KAYACI ve kuzusu

En büyük sorunumuzu en sona koydum. Üretim sevdası ile başladığı bu yolda işler çok güzel giderken yoldaş bulamama sorunudur. Dostlar bu basite alınacak bir konu değildir, bu konu yüzünden sevdasını bağrına basa basa başka yerlerde çalışmak zorunda olan üreticilerimizin sayısı bir hayli artıyor. “Köyde yaşayana kızımı vermem ya da köyde yaşayamam” sözünü iki taraflı düşüneceğim ve yazıma son vereceğim.

İlk olarak ailenin görüşüdür önemli olan. Bunu savunan ailelerimiz köyün zorluklarını biliyordur veya duymuştur. Kızım bunu haketmiyor böyle bir şey olamaz diyor. Evet şehirde yaşayanlar ya da şehirde yaşamak insanı melekleştiriyor. Eğer başınızda evlenme konusunda imtihan olmak varsa bunu şehri, köyü var mıdır? İstatistik olarak boşanmalara bakabiliriz; kaçta kaçı şehirden, kaçta kaçtı köyden? Bence bakmaya gerek yok az çok tahmin edebilirsiniz. Evlilikte parayı en önemli kriter olarak görenleri mutlu edebilir mi “ne kadar dinine sadık olduğu”.  Düşünmek nereye gitti? Parada huzur bulanlar bir gün parasız kalmayacaklar mı? Siz hiç buzağıya süt içirirken mutlu olmanın ne demek olduğunu, saatlerce arıları seyre dalmanın verdiği mutluluğu biliyor musunuz? Söylediklerim yanlış anlaşılmasın, illaki rızkımız için hep çalışacağız, araştıracağız, karşılaştırmalar yapacağız lakin bunu köyünü seven, üretmeyi seven birine “kızımı köye vermem” diyerek küçük düşürmek ne kadar size yakışıyor? Dedelerimiz ekmeğini taştan çıkararak evinin rızkını getirdiklerine göre, her gün gelişen bilgi ve teknoloji ile genç üreticilerimiz neden getiremesin ki? Bir evin rızkı, bereketi karı koca arasındaki muhabbette gizlidir buyuran peygamber efendimiz’in(s.a.v) ümmeti olduğumuzu, onun sözlerine tüm benliğimizle güvendiğimize göre bu algı, bu psikolojik savaş neden? Biz ne zaman bu duruma geldik?

“Ben köye gitmem” görüşünü savunanların haklılık payı olduğunu düşünüyorum. Köyde yaşayan birinin şehirdeki kadar sosyal hayatı olmayabilir. Her genç gibi güzel aktivitelerle dolu bir hayat istenenilir. Lakin bu köyde yaşamaya engel değildir. Her ne kadar kısıtlasa da  istek varsa imkan da vardır. Sosyal hayatınızı siz oluşturursunuz boş vakitlerinizde şehire gezmeye gidebilir, akraba ziyaretleri yapabilir, sinema-tiyatro gibi etkinliklere katılabilir, kitap okuma günleri yapabilirsiniz. Köyde yaşamanız bu faaliyetleri ertelemeniz demek değildir. “Ben köye gitmem” demelerinin sebebi ise tam da budur. Bir de bazı insanlar mesleği gereği şehirde çalışabilir, bu durumlarda ise iki medeni insan gibi konuşulup ortak bir karara varılabilir. Genç girişimci kardeşlerim, sosyal hayatınızı gençliğinizin baharında aksatmayın her şeyin zamanında güzel olduğunu unutmayın.

Okuduğunuz için teşekkürlerimi sunarım.

GENÇ ÜRET, BİLİNÇLİ ÜRET, SAĞLIKLI YAŞA! diyerek sözlerimi bitirmeden bu zor zamanlarda #evdekal’arak sıkılmayasınız diye yazılar yazıyorum. Hatam olduysa, yanlışlıkla kırdıysam affedin.

Siz değerli genç üreticilerimizi seviyor, gerek motivasyon gerekse bilgi olarak her zaman yanınızda olmaktan gurur duyduğumu bilmenizi istiyorum.

SAĞLICAKLA VE ESENLİKLE KALIN.

NOT : YAZIDA GEN ÜRETİCİMİZ HARUN KAYACI TECRÜBELERİNİ PAYLAŞMIŞTIR.YAZI SORUMLUĞU YAZARA AİTTİR

 

Check Also

ZİRAAT MÜHENDİSİ MERVE GÜLİSTAN AYDIN İLE RÖPORTAJIMIZ

Seminerlerden çiftliğe,toplantı odasına kadar kadın ziraat mühendisleri,daha iyi bir üretim hazırlamak için çalışıyorlar.Bu görevlerinde onları …