ZİRAAT MÜHENDİSİ MERVE GÜLİSTAN AYDIN İLE RÖPORTAJIMIZ

Seminerlerden çiftliğe,toplantı odasına kadar kadın ziraat mühendisleri,daha iyi bir üretim hazırlamak için çalışıyorlar.Bu görevlerinde onları yalnız bırakmamak,teşvik etmek ve dünyanın büyüyen gıda, yakıt ve lif ihtiyaçlarını karşılamadaki zorluklarını üstlenmeleri için yetkilendirilmelerini sağlamak hepimizin sorumluluğu.Bu röportajımızda Ziraat Mühendisi Merve Gülistan Aydın’ı tanımaya ve çalışmalarını paylaşıp destek vermeye çalıştık

1 ) Öncelikle röportajımızı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.Sizi tanıyarak röportajımıza başlayabilir miyiz ?

Ben teşekkür ederim. Hem benimle yapmış olduğunuz bu  röportaj, hem de sosyal medyada yaptığınız diğer tüm güzel  çalışmalar için.
Ben Merve Gülistan Aydın. Aslen Elazığlıyım. Babasıyla meslektaş olan ve bir çiftlik evinde dünya ya gelmiş mesleği açısından avantajlı ve şanslı olduğunu düşünen bir ziraat mühendisiyim.Yaklaşık 4 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Önce Gaziosmanpaşa üniversitesinde 2 yıl Organik Tarım okuyup burayı 1.likle bitirdikten sonra dikey geçiş yaparak Ondokuzmayıs üniversitesi Tarım Ekonomisi bölümünü kazandım. Bu arada da Laborant ve veteriner sağlık bölümünü 2.ci üniversite olarak okudum. Ankara’da yapılan danışmanlık sınavını kazanarak Organik tarım danışmanlığı belgesini aldım.
Sonrasında yaklaşık 2 yıl İstanbul’da Biyodinamik Tarım yapan İstafil çiftliğinde sorumlu ziraat mühendisliği yaptım. Daha sonra buradaki işime sadece danışmanlık olarak devam edip,VividGarden adında bir peyzaj şirketi kurdum. Aynı zamanda birçok iş adamına ve tarım üretimi yapan üreticilere Organik tarım konusunda danışmanlık yaptım. Şimdi ise yoğun olarak Türkiye’nin birçok bölgesine organik tarım danışmanlığı yapıyor ve aynı zamanda henüz dönüşümde olan Çileklidere Çiftliğinde yönetici pozisyonunda çalışıyorum.

 

 

2 ) Organik tarım danışmanlığı yaptığınızı biliyoruz.Organik tarım hakkındaki düşüncelerinizi genel olarak öğrenme şansımız var mı ?

Organik tarım hakkındaki düşüncelerim hep nettir. Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde kendimize ait zirai ilaç bayimiz var. Üstelik ilçedeki tek bayiyiz. Hep deriz ya  “doğru bildiğim şey uğruna babamı bile” tanımam diye. Ben de tanımadım. Şaka bir yana,kendi bayimizde çalışıp daha rahat ve daha iyi para kazanmak yerine İstanbul’a gelip organik tarım çiftliğinde çalışarak başladım bu serüvene.İlk 4-5 ay maaş dahi almadım çünkü öğrenmek daha kıymetliydi.Konvansiyonel tarımda daha çocukluktan 10 küsur yıl bayide çalışmış biri olarak çok daha iyi olmama rağmen, organiğe inandım tüm kalbimle.Organik tarıma bir kere gönül verdiniz mi aksini yapmak kendi öz benliğinize ihanet gibi geliyor.Yani en azından ben öyle hissediyorum .Hatta bütün dünya da organik tarıma inansın çok isterdim. Bu ütopik bir hayal şimdilik biliyorum. “Ekonomi ne olacak,peki ya kıtlık ?” diyenleri duyar gibiyim. Haklısınız. Bakın ben tarım ekonomistiyim ve elbette kâr etmenin kötü bir yanı yok fakat bunu adil bir şekilde hesaplamamız gerekiyor. Kirlettiğin topraktan,sudan, zehirlediğin insana,çocuklarına torunlarına bırakacağın bu zehirli dünyayı da hesaba katmalısın. Ve işte tam da burada bizim işimizi nasıl etik bir şekilde yaptığımız devreye giriyor. Konvansiyonel tarım yaptırmanın  bile üzerine çıkıyoruz çoğu zaman. Anlatmalıyız çiftçiye, toprağa gübre takviyesi yapmadan önce muhakkak toprak analizleri yapsak; fazlasıyla yormasak toprağı, ekonomik zarar eşiğini geçmeyen hiçbir zararlıyla zehirli mücadeleye girmesek, yabancı otları kurutmak yerine teknolojinin nimetlerinden faydalanıp çapa makinalarıyla mücadele etsek, anızı yaktırmasak,hele suyu böyle ziyan etmesek.. Bu kadarıyla bile ne uzun yollar kat ederiz. Belki sonra ütopik hayaller de gerçek olur kim bilir 🙂

3 ) Tarımsal üreticilerimizle sık sık bir araya geldiğiniz fotoğraflarınız instagramda mevcut.Tarımsal üreticilerimizle geçen sohbetlerinizde en çok dile getirilen tarımsal konular neler oluyor ?

Evet işimin en sevdiğim yanı bu. Üreticilerle ve çiftçilerle bir arada olmak. Benim hayatımda tarım üreticileri 2 ye ayrılıyor. Kırsaldakiler ve kenttekiler.
Kırsaldakilerin çoğu bulundukları bölgenin organik tarıma el verişliliğinin de etkisiyle en kaliteli ürünleri bolca üretenler, fakat Pazar bulamayanlar. Yada hiçbir zaman emeklerinin karşılığını alamayanlar ki bu bizim sektörün kanayan yarasıdır. Beni de hep çok üzer.

Kenttekiler ise genelde pazarı olan fakat güvenilir ürünü yine bulundukları şartlardan dolayı az ölçekli üretebilen takviye ürün sıkıntısı yaşayan üreticiler.
Neyse ki ben kendi kontrolümde olan bu üreticilerle bir döngü oluşturdum. Kentteki üreticinin ürününün yetersiz olduğu yerde,müşterilerin de bilgisi dahilinde kırsaldaki üreticiden takviye yapıyoruz. Zaten bütün ürünler sertifikalı. Böylelikle güzel bir oluşum içinde çalışıyoruz.

4 ) Farklı sosyal sorumluluk projelerinde yer aldığınız dikkatimizi çekti.Bu projelerden genel olarak bahsederek tarımda hangi sosyal sorumluluk projelerine ihtiyaç duyulduğunu anlatabilir misiniz ?

Sosyal sorumluluk projeleri benim aslında mesleğimden bağımsız kendimi bildim bileli içinde bulunduğum bir durum. Hatta ben bunu “sosyal sorumluluk yada iyilik” olarak da tanımlamıyorum. Bunlar aslında bizim insanlık vazifelerimiz, olması gerekenler. Ama tabi ki de bu düzende o kadar azınlığız ki bunu böyle tanımlamak çok normal. Benim lösemili çocuklardan tutun da, hayvanlara, kırsaldaki köy okullarına kadar birçok projem oldu. Birkaçı da yılın en iyi projesi ödülünü aldı ama hiçbir ödül o çocukların ve o hayvanların gözlerindeki mutluluğun yerini tutmadı, tutamaz da benim için.
Tarım sektöründe de , yapılması gerekenden ziyade yapılan bir sürü sosyal sorumluluk projeleri var zaten önemli olan bunları sürdürülebilir kılmak. Sosyal sorumluluk projesi değil de bence ilk okuldan itibaren her çocuk doğayla iç içe olmalı. Bu anlamda çalışmalar yapılmalı.Mesela fasulye pamukta çimlendirildikten sonra ne oluyor iyi kötü bilmeli her çocuk. Toprağa dokunmalı, ağaca sarılmalı, yumurta toplamalı, kedi sevmeli. İleride hangi meslek grubunda olursa olsun her birey içinde yaşadığı doğanın en azından temel oluşumlarına hakim olmalı bence. Böylelikle aslında bitkinin bile bir yaşam mücadelesinin olduğunu daha çabuk kavrayıp en azından doğayı böyle kolay yok edemez.

 

5 )  Sosyal Medyada takip ettiğiniz tarım sayfaları mevcut.Bunları ne kadar başarılı buluyorsunuz ve eksik noktalarının neler olduğunu düşünüyorsunuz ?

Tarım danışmanlığı yapmak ziraat mühendisliğinden farklı olarak kendini sürekli güncel tutmakla başarılı olabileceğin bir iş. Bu yüzden de birçok  tarım sayfasını takip ediyorum. Bazı haberlerden ya da sorunlardan daha çabuk haberdar olmak ve gündemi  kaçırmamak adına. Bazen de meslektaşlarımdan ve bizden büyük üstatlarımızdan yeni şeyler öğreniyorum. Tarım çok büyük bir havuz. Alanında uzman bir sürü meslektaşımız var ve ben çok meraklıyım 🙂

Her sayfa için değil ama bazı sayfaların çok seçici olduğunu düşünüyorum. Mesela “hibrit tohum mu daha iyi atalık tohum mu?” diye soruyor bir sayfa. Ama sadece hibrit tohum için gelen olumlu yorumları paylaşıyor. Elbette her meslek gibi bizim de çalışma yöntemlerimiz aynı olmaya bilir fakat topluluğa hitap eden bir sayfaysan bu sistem böyle işlemez. Birlikte meslektaşlar olarak birçok seyi paylaşıp, birbirimizden bir şeyler öğrenmemiz gerekir. Hatta belki birbirimizi dinlemeyi öğrenir ve fikirlerimize saygı duyarsak ortak çok güzel yollar da buluruz.Diğer türlüsüyle hep yerimizde sayarız.

6 ) Meslektaşlarınıza söylemek istediğiniz bir şey var mı ?

Öyle güzel bir iş yapıyoruz ki; bakın pandemi süreci bize en büyük örnekti. Bitmeyen sektörlerde sağlıktan sonra gelen 2. sektör tarım sektörüydü. İnsan var olduğu sürece de tarım var olmaya devam edecek. Bundan sonrası için en büyük görev yine bizlere düşüyor. Ülkenin kaynaklarını doğru kullanmalı ve sağlıklı ürünler üretmeliyiz ki insanlar doğru beslenebilsin ve doktorlara da daha az iş düşsün. 

Son olarak meslektaşlarıma diyorum ki ; Mesleğini sev, meslektaşına sahip çık ,merak et,keşfet ve öğrendikçe paylaş 🙂

 

MERVE GÜLİSTAN AYDIN’IN İNSTAGRAM ADRESİ İÇİN TIKLAYIN

CEVRİMİCİCİFTCİ.COM İNSTAGRAM ADRESİ İÇİN TIKLAYIN

 

Check Also

” ÖĞRENCİNİN SESİ ” VETERİNERLİK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİ GAMZENUR GÜNAYDIN İLE RÖPORTAJIMIZ

Bugünün öğrencileri yarının geleceğini belirleyecektir.Bu yüzden öğrencilerin hedefini ve hayalini dinlemek, hem bize hem de …